nerdeneredenerdenerede

Güney Avrupa Ülkeleri: 20 Güney Avrupa Ülkesi

Güney Avrupa Ülkeleri: 20 Güney Avrupa Ülkesi
Tarih, kültür, sanat… birçok konuda dönüp baktığımız bir kıta Avrupa. Keza güncel olaylarda da sıkça ilgimizi çekiyor; kimilerini Türkiye kadar yakından takip ediyor ve market fiyatlarını dahi biliyoruz, kimilerinin ise yalnızca adını duyduk. Şimdi büyük küçük demeden Avrupa’daki ülkeleri sıralayalım.

Avrupa kıtasında Türkiye dışında 46 ülke yer alıyor. Biz, bu geniş coğrafyayı doğu, batı, kuzey ve güney olarak ayırıp ele alacağız. Güney Avrupa ülkeleri bu yazıda; Batı Avrupa, Kuzey Avrupa, Doğu Avrupa içeriklerimizi de incelemek isteyebilirsiniz. Her ülke üzerine ayrı ayrı bir blog yazacak kadar çok şey var elbette, burası tadımlık olsun, belki biraz merak uyandırsın. Arkası yarın…

1. Arnavutluk

Arnavutluk

Yunanistan, Makedonya, Karadağ ve Kosova ile komşudur. Hem Adriyatik hem de İyonya Denizi’ne kıyısı bulunur. 2,8 milyon civarı nüfusa sahip ülkenin başkenti Tiran’dır. Arnavutluk, iki denize kıyısı olmasının hakkını veriyor: tertemiz plajlarıyla harika bir tatil imkânı sunuyor. Ayrıca Alpler dâhil olmak üzere dağları, gölleri ve nehirleriyle görülmeye değer bir ülke. “Sadece doğal güzellikler olmasın, biraz da kültürlenelim” diyenler için de antik Yunan ve Roma döneminin yanı sıra Osmanlı zamanı miraslarıyla burası doğru adres.

Ülkenin resmi adı Arnavutluk Halk Cumhuriyeti’dir. Dağlar, ovalar, akarsular ve tepelerle çeşitli bir coğrafi görünüme sahip olan ülkenin kıyı tarafında ılık bir iklim hâkimken, dağlık kesimlerde soğuk, sert iklim görülür. Bir başka deyişle, dağlar = Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası… Üçte biri ormanlardan oluşan ülkede yaygın bitki örtüsü makilerdir; ayrıca kayın, çam ve meşe ağaçları da bulunmaktadır.

Gegalar ve Toskalar olmak üzere iki etnik grubun bulunduğu Arnavutluk, 1912 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu toprağıydı. Bağımsızlık hedefi 1939 yılında İtalya tarafından, 1943’te ise Nazi Almanyası tarafından işgal edilmesiyle sekteye uğramıştır. 1944’te komünist partinin yönetimi ele geçirdiği ülke 80’lere kadar komünist Çin ile yakınlaşmıştır. Ülkede nihayet 1991 yılında çok partili seçim yapılmış ve demokrasi yolculuğuna başlanmıştır.

Arnavutluk’un başkenti Tiran şehrindeyseniz Ethem Bey Camii, İskenderbey Meydanı ve burada yer alan Ulusal Tarih Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Daha kuzeye gitme şansınız varsa, ülkenin kültür başkenti kabul edilen İşkodra’da festival ve karnavallara katılabilir, Balkanların en büyük gölü İşkodra Gölü’nü görebilirsiniz. UNESCO Dünya Mirası Bölgesi seçilmiş olan binlerce yıllık geçmişe sahip Berat şehrinde ise tipik Osmanlı evlerini görebilir ve bölge insanının tarihle iç içe yaşayışına tanık olabilirsiniz.

Ülkenin tüm güzelliklerine rağmen diğer Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça bütçe dostu bir tatil imkânı sunduğunu da söylemeden geçmeyelim.

2. Andorra

Andorra

Bir tarafta Fransa, diğer tarafta İspanya ile çevrelenmiş bu mikrodevlet, yaklaşık 78 bin kişilik bir nüfusa ev sahipliği yapıyor. Ülkenin başkenti Andorra la Vella, 1.023 metre rakıma sahip olup Avrupa’daki en yüksek rakımlı başkent ünvanını taşır. Pirene Dağları üzerinde konuşlu 468 kilometrekarelik Andorra Prensliği’nin büyük bir kısmı dağlıktır. Nitekim ülke ekonomisi için en önemli gelir kaynağı, kayak merkezlerinin büyük bir paya sahip olduğu turizm sektörü. Çok sık rastlamadığımız bir yönetim şekli (arkadaşları ona “diarşi” diyor) hâkim; 1607 yılından bu yana Urgell bölgesi piskoposu ve Fransa devlet başkanı ülke yönetiminde söz sahibi. Andorra halkının büyük çoğunluğu Katalan ve resmi dil de Katalanca.

Andorra daha önce adını bile duymamış olabileceğiniz, oldukça kendi hâlinde ve küçük bir ülke. Öyle ki İspanya ve Fransa arasında yer alan bu minik bölgede bir havaalanı bile bulunmuyor. Fakat meşakkatli bir yolculuk sonrası ülkeye ulaştıktan sonra iyi ki gelmişim diyorsunuz. Toplamda 77 bin insanın hayatını sürdürdüğü ülkeyi kısa bir süreliğine ziyaret edebilmek için bile vize almak gerekiyor. Fakat yeşil pasaport sahibiyseniz vizesiz bir şekilde seyahat edebiliyorsunuz. Her ne kadar küçük bir ülke olsa da yılda 10 milyondan fazla turist aldığı için güçlü bir turizme sahip. Bundan dolayı Andorra’da yapılacak pek çok aktivite bulunuyor.

Andorra’nın en dikkat çeken özelliklerinin başında zengin ve lezzetli mutfağı geliyor. Hem İspanyol hem de Fransız mutfağının etkisinde kalmış olan ülke Akdeniz yemek kültürünün mükemmel bir örneğini oluşturuyor. Yani burada birbirinden lezzetli pizzalar, zeytinyağlı yemekler, kırmızı et ürünleri ve salatalar bulmak mümkün. Fakat burasıyla ilgili bilmeniz gereken önemli bir detaydan bahsetmek istiyorum. Eğer ki ülkeye geç ulaşır ve hemen bir şeyler yiyeyim derseniz açık bir restoran bulmakta zorlanabilirsiniz çünkü Andorra’da restoranlar en geç 22:30’da kapanmış oluyor.

Andorra küçük olmasına rağmen mutlaka görülmesi gereken pek çok yer bulunuyor. Özellikle kış tatilini ve kayak yapmayı seviyorsanız Grandvalira kayak merkezini mutlaka görmelisiniz. Dünyanın her yerinden turistlerin akın ettiği kayak merkezi kusursuz bir konaklama vadediyor. Bunun dışında ülkede İspanyol ve özellikle Katalan kültürünü yansıtan kiliseler, taş konaklar ve birbirinden güzel manzaralar da sizi bekliyor.

3. Bosna Hersek

Bosna Hersek

Bosna Hersek, Karadağ, Hırvatistan ve Sırbistan ile komşudur. Haritaya bakınca Hırvatistan “Sana deniz kıyısı yok,” demiş gibi görünüyor: Bosna Hersek’in Adriyatik Denizi’ne yalnızca 20 kilometrelik bir kıyısı var. Ülkenin başkenti Saraybosna şehri ve nüfus yaklaşık 3,5 milyon. Etnik ve dini çeşitliliğin görüldüğü ülkede anayasada adı geçen üç etnik grup var: Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar. Bu doğrultuda üç anadil kullanılır ve söz konusu etnik gruplara mensup üç ayrı cumhurbaşkanı yönetimde yer alır. Yüzyıllardır insan yerleşimi bulunan Bosna, konumu itibariyle farklı egemen güçlerce ele geçirilmiştir. Bu zengin tarih ve de korunabilmiş doğal güzellikler burayı ilgi çekici bir ülke yapıyor.

Savaş ve çatışma günlerini geride bırakan Bosna Hersek, son yıllarda çokça turist çeken bir ülke olmuştur. Başkent Saraybosna’nın yanı sıra Mostar ve Banja Luka önemli şehirlerindendir.

Saraybosna şehrinde Başçarşı, Kurşunlu Medresesi, Gazi Hüsrev Bey Camii, ay takvimine göre çalışan Saat Kulesi, Hünkar Camii, birinci dünya savaşını başlatan suikastın vuku bulduğu Latin (Hünkar) Köprüsü mutlaka görülmesi gereken yerlerden.

Bosna’ya yolunuz düştüyse ayrıca UNESCO Dünya Mirası Bölgesi seçilmiş olan Türk köyü Poçiteli’yi; Mostar şehrinde Mimar Hayreddin tarafından inşa edilen Mostar Köprüsü, Koski Mehmet Paşa Camii ve savaş müzesini; Travnik şehrinde Elçi İbrahim Paşa Medresesi, Bosna savaşı sırasında yapılan tüneli görebilirsiniz.

Banja Luka’da ise Vrbas nehri ve Krupa şelalelerinde doğayla iç içe vakit geçirebilir, bunların yanı sıra Christ the Saviour Katedrali, Ferhat Paşa Camii ve Kastel Kalesi gibi tarihi yapıları ziyaret edebilirsiniz.

Hem zengin tarihi hem de insanın içini açan doğasıyla Bosna Hersek ziyaret planlarınızda yer alabilecek iyi bir alternatif. Dağlık bir ülke olduğundan hava durumu özellikle bazı aylarda seyahat için zorlayıcı olabilir, ona göre plan yapmakta fayda var.

Tam bir “bunu biliyor muydunuz?” bilgisi de verip bitirelim: Bosna Hersek’in üçüncü büyük şehrinin adı Tuzla. Evet, bildiğimiz, Türkçe olan Tuzla.

4. Cebelitarık

Cebelitarık

İspanya ve Portekiz olmak üzere iki ülkenin bulunduğu İber Yarımadası’nda bir de Birleşik Krallık’ın denizaşırı toprağı olan Cebelitarık yer alıyor. Kuzeyde İspanya ile komşu olan Cebelitarık 6,7 kilometrekarelik bir alana yayılıyor. Nüfusun 34.000 civarı olduğu Cebelitarık’ta İngilizce anadil ancak aynı zamanda İspanyolca da yaygın kullanılıyor. 426 metre yüksekliğe sahip Cebelitarık Kayası büyük bir öneme sahip; askeri amaçla kullanılmasının yanı sıra barındırdığı çeşitli hayvan ve bitkiler dolayısıyla doğa koruma alanı olarak belirlenmiş. Cebelitarık cazip vergilendirme sistemi sayesinde şirket kurmak isteyenler için tercih edilen bir destinasyon. Ülkenin konumu ve KDV’siz alışveriş imkânı, günlük ziyaret amaçlı yolcu gemilerini çekerek hem turizmin hem de turistlerin yaptığı alışverişin burada önemli bir gelir kaynağı olmasını sağlamış.

Coğrafi olarak Birleşik Krallık’ta yer almamalarına rağmen Birleşik Krallık’ın hükmü altında bulunan devletler, İngiliz Denizaşırı Toprakları olarak adlandırılıyor. İber Yarımadası’nın en güneyinde bulunan ve yalnızca 6.7 km²’lik bir yüzölçümüne sahip Cebelitarık da söz konusu devletlerden biri. Kuzeyde İspanya’yla komşu olan Cebelitarık, Akdeniz ile Atlas Okyanusu’nu buluşturan Cebelitarık Boğazı’na hakim. Dolayısıyla bu bölge Akdeniz’e giriş çıkışların tümünü kontrol etme misyonu sebebiyle stratejik açıdan büyük önem taşıyor. 

Bu durum, Cebelitarık’ın tarih boyunca Avrupa ülkeleri tarafından paylaşılamamasına yol açmış. Bölge 1704 yılında İngiltere ve Hollanda tarafından İspanya’dan alınmış ve 1713 yılında imzalanan Utrecht Anlaşması sonucunda tamamen Birleşik Krallık’ın hakimiyeti altına girmiş. 2006 yılında ise özerkliğe kavuşmuş. Ancak savunma ve dışişleri gibi alanlarda hâlen Birleşik Krallık tarafından kontrol ediliyor. Günümüzde dünya ticaretinin yarısı Cebelitarık Boğazı üzerinden yapıldığı için, Cebelitarık’ı kontrol etmek İngiltere’ye son derece büyük bir stratejik güç sağlıyor. 

Yine aynı sebepten, İspanya da hem tarihi hem de ekonomik gerekçeler sunarak hâlen bu bölgenin denetim hakkının kendisine geçmesini talep ediyor. Hatta, tarihte defalarca yarımadayı kuşatmayı da denemiş. Ancak bu denemelerin hepsi sonuçsuz kalmış. Yalnızca devletin değil, Cebelitarık karasularının denetimi de iki ülke arasında önemli bir sorun. Çünkü Utrecht Anlaşması’nın maddelerini İngiltere ayrı, İspanya ayrı yorumluyor. İngiltere’ye göre Cebelitarık’ın üç deniz mili çapında kalan karasular Birleşik Krallık’a ait. İspanya ise bu bölgede limanların dışında kalan tüm karasularda hak talep ediyor. 

Birleşik Krallık’ın Avrupa’daki tek sömürge bölgesi olan Cebelitarık’ın resmi dili İngilizce. 2020 yılı verilerine göre 33.691 kişinin yaşadığı yarımadada İspanyolca da yaygın olarak konuşuluyor. Üstelik, Cebelitarık’ın büyüme hızı da Avrupa verilerini göz önünde bulundurduğumuzda oldukça dikkat çekici. 2012 yılında %7.8’lik büyüme hızına ulaşan devletin, yine aynı yıldaki işsizlik oranı yalnızca %2.5. Devletin ekonomisi ağırlıklı olarak iletişim, denizcilik, ticaret, kumar ve bankacılık üzerinden gelir elde ediyor. Cebelitarık’ın geçmişte vergi cenneti olarak tanımlanmasının nedeni ise Avrupa Birliği’nin bu durumu kanunsuz ilan etmesine dek bu bölgede yabancılara vergi muafiyeti tanınmasıydı. Ancak 2011 yılından beri, yabancı şahıs ve şirketler %10’luk vergiye tabi tutuluyor.

5. Hırvatistan

Hırvatistan

Bosna Hersek, Slovenya, Macaristan, Sırbistan ve Karadağ ile komşu olan Hırvatistan, 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nden bağımsızlığına kavuşmuştur. 4 milyon civarı nüfusa sahip ülkenin başkenti Zagreb. İngiliz şair Lord Byron tarafından “Adriyatik’in İncisi” olarak adlandırılan Hırvatistan, harika denizi ve nefes aldıran orman ve parklarının yanı sıra zengin tarihi mirasıyla 2000’ler sonrası yoğun turist çeken bir ülke haline gelmiş. Ülkeye gelen ziyaretçi sayısının artmasında Game of Thrones dizisinin de hatırı sayılır bir katkısı olmuş. Elbette görülmeye değer birçok şehir var ancak öne çıkan şehirler Dubrovnik, Sibenik, Zagreb ve Split.

Orta Avrupa ülkelerinden olan Hırvatistan, parlamenter sistem ile yönetilen bir cumhuriyet. Ülkenin resmi adı Hırvatistan Cumhuriyeti olarak biliniyor. Dünya Bankası’nın 2020 yılında yaptığı nüfus sayımına bakıldığı zaman, ülkede 4,047 milyon insanın yaşadığı görülebiliyor. Toplamda 56.594 km²’lik bir yüzölçümüne sahip olan Hırvatistan’da ayrıca çok sayıda ada bulunuyor. Hem coğrafi koşulları hem de iklimi sayesinde son derece turistik bir destinasyon olarak biliniyor. Hırvatistan’da anadil olarak Hırvatça konuşuluyor. Ayrıca ülkede çok sayıda bölgesel dil de bulunuyor. İtalyanca, Sırpça, Arnavutça ve Macarca gibi diller de hükümet tarafından tanınıyor.

Hırvatistan, Avrupa’nın en yüksek okuryazarlık oranına sahip olan ülkelerinden bir tanesi. %98.1’lik okuryazarlık oranı sayesinde ülkede oldukça düşük bir işsizlik sorunu mevcut. Ayrıca öğrenciler liseden mezun olana kadar ücretsiz bir şekilde eğitimlerini tamamlayabiliyorlar.

Hırvatistan’ın en büyük gelir kaynaklarının başında turizm geliyor. Yaz tatili için mükemmel bir seçenek olan Adriyatik Denizi kıyıları milyonlarca turistin ülkeye akın etmesini sağlıyor. Ülkenin en kalabalık şehri, aynı zamanda başkenti de olan Zagreb. Ayrıca Split, Rijeka, Osijek, Pula ve Zadar da oldukça yoğun bölgeler arasında bulunuyor.

Adriyatik’in İncisi olarak tanınan Hırvatistan kültürü hâlâ geçmiş savaş günlerinin etkisi altında görünüyor. Özellikle ülkenin yaşlı kesiminin muhafazakar bir yapıya sahip olduğunu görebiliyorsunuz. Diğer bir yandan ülkenin gençleri son derece esnek ve modern bir hayat tarzına sahip. Ayrıca genç halkın büyük bir bölümü akıcı bir şekilde İngilizce konuşabiliyor.

Farklı etnik kültürlerin bir arada hayatını sürdürdüğü Hırvatistan’da oldukça çeşitli bir mutfak mevcut. Özellikle Akdeniz ikliminin etkileri çok net bir şekilde hissedilebiliyor. Zeytinyağlı yemekleri ve deniz ürünlerini hemen hemen her yerde bulabiliyorsunuz. Ayrıca Hırvat mutfağında et yemekleri de çok tercih ediliyor.

6. Yunanistan

Yunanistan

“Komşu”, Türkiye’den bakınca Yunanistan için ilk akla gelen kelime sanırım. Bir dargın bir barışık olduğumuz komşu, çok bizim gibi ama bir o kadar da farklı. Tek komşusu biz değiliz, Arnavutluk, Bulgaristan ve Makedonya ile de sınırdaş. Birçok alanda dünya tarihi açısından önemli ülkelerden biri olan ve 10 milyonu aşkın bir nüfusu barındıran Yunanistan’ın başkenti Atina. Adalar açısından zengin bu ülkenin Ege Denizi, Akdeniz, Girit Denizi ve İyonya Denizi’ne kıyısı bulunur. Mitolojiden aşina olduğumuz 2.917 metre yüksekliğe sahip Olimpos Dağı da Yunanistan’dadır. Her tatilci için uygun bir seçeneğin bulunduğu ülke, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyadan turist çeker.

Resmi adı Helen Cumhuriyeti olan Yunanistan, Avrupa’nın güneydoğusunda yer alıyor. Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan ve Kuzey Makedonya ülkeleriyle sınır komşusu olan ülke ayrıca Ege Denizi, Akdeniz, İyon Denizi ve Girit Denizi ile de komşu. Deniz ülkesi olmasından dolayı oldukça turistik bir destinasyon olarak biliniyor.

2021 yılında yapılan nüfus sayımına göre Yunanistan’da 10,7 milyon insan yaşıyor. Bu nüfusun büyük bir kısmı ülkenin başkenti olan Atina’da hayatını sürdürüyor. Ayrıca Selanik ve Patra şehirlerinde de oldukça kalabalık bir nüfus mevcut.

Yunanistan’ın geneline Akdeniz iklimi hakim. Ülkemizden de bildiğimiz üzere, yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk geçiyor. Yaz mevsiminde neredeyse 40 dereceyi bulan hava sıcaklığı sayesinde dünyanın pek çok yerinden milyonlarca turist bölgeye akın ediyor. Özellikle Santorini, Mikonos ve Rodos gibi bölgeler jet sosyetenin tatil destinasyonları arasında bulunuyor.

Yunanistan’da resmi olarak Yunanca konuşuluyor. Fakat zengin bir etnik çeşitliliğe sahip olduğundan dolayı Türkçe, Arnavutça ve Makedonca gibi diller de pek çok insan tarafından biliniyor. Ayrıca turistik yapısından dolayı son yıllarda Ingilizce bilenlerin sayısı da giderek artıyor.

Yunan mutfağı ülkenin en çok dikkat çeken değerlerinden bir tanesi. Oldukça zengin bir mutfağa sahip olan ülkede Balkan kültürünün etkileri çok net bir şekilde görülebiliyor. Girit mutfağında genellikle zeytinyağlı yemekler ve deniz ürünleri tercih ediliyor. Ayrıca et yemekleri de çok fazla ilgi görüyor. Uzun yıllar boyunca bir arada yaşamış olmanın sonucunda, Yunan mutfağı ve Türk mutfağının ne kadar ortak olduğu görülebiliyor. Sarma, baklama, döner gibi lezzetleri Yunanistan’ın her yerinde kolay bir şekilde bulabiliyorsunuz.

7. İtalya

İtalya

Haritada bir çizmeyi andıran görünüme sahip bu Akdeniz ülkesi Slovenya, Fransa, İsviçre ve Avusturya ile komşudur. Ayrıca Avrupa’daki mikrodevletlerden olan Vatikan ve San Marino da İtalya topraklarıyla çevrelenmiştir. Aşıklar şehri Roma, İtalya’nın başkentidir. 60 milyon civarı bir nüfusa sahip ülke, Katolik Kilisesi için merkezi konumunu halen sürdürmektedir. İtalya kültür-sanat, bilim, moda ve yemek kültürü açılarından da her dönem etkili bir ülke olmuştur. Akdeniz insanının karakteristik özelliği olan sıcakkanlılık ve yardımseverlik bu topraklarda da değişmiyor. Öyle ki yol sorduğunuz bir kişi İngilizce bilmese de size oraya nasıl gideceğinizi bir şekilde anlatıyor.

Avrupa’nın en turistik ve popüler ülkelerinden bir tanesi olan İtalya, Günay Avrupa’da bulunuyor. İtalya Yarımadası üzerinde yer alan ülkenin komşuları arasında Fransa, İsviçre, Avusturya ve Slovenya gibi güçlü ülkeler bulunuyor. Avrupa Birliği’nin en kalabalık ülkelerinden bir tanesi olan İtalya’da 2020 yılında yapılan nüfus sayımına göre 59,55 milyon insan hayatını sürdürüyor. Başkenti Roma aynı zamanda ülkenin en kalabalık şehri. Ayrıca Milano, Torino ve Napoli’de en yoğun nüfusa sahip şehirler arasında bulunuyor.

İtalya için kültür, tarih ve mimarinin başkenti tanımlaması yapılabilir. Ülkede toplamda elli bir adet UNESCO Dünya Mirası bulunuyor. Bu kadar güçlü bir kültürel dokuya sahip olduğundan dolayı her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret ediliyor. Özellikle içerisinde dünyanın en küçük ülkesi olan ve Katolik mezhebinin de merkezi olarak bilinen Vatikan, turistler tarafından çok yoğun ilgi görüyor.

İtalya’nın kültürünü dünyaya tanıtmayı başarmış olan en büyük unsur zengin mutfağı. Akdeniz lezzetlerinin baskın olduğu İtalyan mutfağında şarap, makarna ve peynir olmazsa olmazlar arasında bulunuyor. Diğer bir yandan, bir deniz ülkesi olduğundan dolayı deniz ürünleri de çok seviliyor ve tercih ediliyor. Ayrıca ülkenin kültüründe kahve büyük bir yere sahip. Barlarda satın alabileceğiniz espresso, İtalya’dan tüm dünyaya yayılmış bir lezzet.

İtalya’da hem tropik hem de karasal iklim yaşanıyor. Ülkenin farklı bölümlerinde farklı hava koşullarıyla karşılaşabiliyorsunuz. Kış mevsiminde bile sıcaklıklar genellikle sıfır derecenin altına inmiyor. Yazları ise 25 ile 30 derece arasında seyrediyor. İtalya’yı ziyaret etmeyi düşünen turistlere genellikle ilkbahar ve yaz mevsimlerinde yolculuk yapmaları öneriliyor.

8. Kıbrıs

Kıbrıs

Kıbrıs adası üzerinde yer alan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) birlikte ele alalım. Akdeniz’de stratejik bir konuma sahip olan Kıbrıs adası, tarih boyunca çeşitli güçlerce yönetilmiş. Anadolu’ya coğrafi yakınlığı dolayısıyla buradan gelen Türk nüfusun da yüzyıllardır yaşadığı ve 300 yıl boyunca Osmanlı’nın hüküm sürdüğü bir coğrafya olmuş. GRKY’nin nüfusu 875 bin civarında, KKTC’nin nüfusu ise 330 bine yakın. İki ülkenin de başkenti, ikiye bölünmüş Lefkoşa şehridir. GKRY, Avrupa Birliği tarafından Kıbrıs adasında resmen tanınan tek devlettir ve 2004 yılında AB üyesi olmuştur. Çoğu devlet tarafından tanınmayan KKTC’nin en önemli destekçisi ise Türkiye’dir. Adanın en önemli gelir kaynaklarından birinin turizm olduğunu belirtirsem doğal güzelliklerini ve denizini ayrıca övmeme gerek kalmaz sanırım…

Bir ada ülkesi olan Kıbrıs, 2 farklı bölümden oluşan bir yönetim sistemine sahip. Ülkenin bir kısmı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. (Yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor) Diğer kısmı da Kıbrıs Bağımsız Cumhuriyeti olarak adlandırılıyor. Hatta bölge Türkler tarafından yavru vatan olarak tanımlanıyor. Ülkenin başkenti olan Lefkoşa oldukça turistik bir bölge. Özellikle tatil açısından çok tercih edilen bir destinasyon.

Akdeniz’in en büyük adası olarak bilinen Kıbrıs’ın resmi para birimi Euro olarak kabul ediliyor. Fakat ülkede Türk Lirası ile alışveriş yapmak da çok yaygın bir alternatif. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne giderken bir vize almaya ihtiyaç olmadığından dolayı da Türkiye’den çok fazla turist çekiyor.

Kıbrıs iklimsel açıdan çok avantajlı bir ülke. Yılın 4 mevsiminde de ılıman bir hava hakim. İnci gibi kumları ve mavinin her renginin görülebileceği muazzam sahilleri sebebiyle yaz turizmi için çok tercih edilen bir destinasyon. Otellerin son derece uygun fiyatlı olması, ucuz uçak bileti bulunabiliyor olması gibi avantajlar sayesinde çok fazla rağbet görüyor. Ayrıca ülkede tarihi ve mimari çok fazla yapı bulunması da ilgi çekiyor.

Kıbrıs’ta dünyaca ünlü bir gece hayatı kültürü var. Sabaha kadar hareketin ve müziğin hiç azalmıyor olması eğlence seven insanların ilgisini çekiyor. Ayrıca ülkede yemek kültürü de çok gelişmiş durumda. Akdeniz mutfağının etkisi ülke çapında hissediliyor. Bir ada olduğundan dolayı her zaman lezzetli balık türleri bulmak mümkün oluyor. Bu özelliği sayesinde birbirinden şık restoranlarda keyifli zaman geçirmek için ideal bir destinasyon.

9. Kosova

Kosova

2008 yılında Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan etmiş olan Kosova; Karadağ, Arnavutluk, Makedonya ve Sırbistan ile komşudur. Bağımsızlığı, Sırbistan dâhil olmak üzere bazı ülkelerce henüz kabul edilmemiştir. Başkent Priştine’dir ve nüfus yaklaşık 1,9 milyondur. Denize kıyısı olmayan ancak zengin bir tarihe sahip olan ülkede, UNESCO Dünya Mirası listesine alınmış yapılar bulunur. Yüksekliği 2.000 metreyi aşan dağları ve Balkanların soğuk hava dalgası, kayak ve dağ yürüyüşü yapmak isteyenler için birçok fırsat sunuyor. Kosova’nın doğal şelaleleri ve berrak gölleri ise su elementi aşıklarını sevindirecek.

Kosova olarak da bilinen Kosova Cumhuriyeti, Balkanlarda yer alan ülkelerden bir tanesi. Kosova’nın bağımsız bir ülke hâline gelmesi çok yakın bir tarihte gerçekleşti. 2008 yılına kadar Sırbistan denetiminde olan ülke, aralarında geçen savaştan sonra bağımsızlığını kazandı. Günümüzde bağımsız bir şekilde parlamenter sistemle yönetiliyor.

Balkanların göbeğinde yer alan Kosova’nın komşuları Karadağ, Sırbistan, Arnavutluk ve Makedonya Cumhuriyeti. Türkiye’den gelen ziyaretçilerden vize istemediği için son yıllarda en çok tercih edilen destinasyonlardan bir tanesi hâline geldi. Direkt uçuşlar ile çok kısa bir süre içerisinde gidilebilen Kosova, dünyanın her yerinden gelen turistler tarafından oldukça rağbet görüyor.

Diğer tüm Balkan ülkelerinde olduğu gibi Kosova’da da karasal ılıman iklim mevcut. Yaz mevsimi genellikle sıcak geçse de kışın soğuk ve hatta uzun süre boyunca karlı bir hava hakim. Bundan dolayı ülkeyi ziyaret etmek için genellikle ilkbahar ve yaz mevsiminin tercih edilmesi öneriliyor.

Kosova’ya gitmeden önce kültürü hakkında bazı detayları öğrenmek sizin için avantaj sağlayabilir. Örneğin ülkede siyasetten konuştuğunuz zaman insanlar çok hassas davranabiliyor ve kolay bir şekilde sinirlenebiliyorlar. Bunun haricinde insanların geneli son derece hoşgörülü ve sıcak kanlılar. Yabancıları çok sıcak bir şekilde karşılıyor ve yardımcı olmak istiyorlar.

Kosova coğrafi konumu ve komşuları sayesinde oldukça karışık ve lezzetli bir mutfağa sahip. Kosova yemeklerinde Türk, Yunan ve Sırp mutfağının etkilerini görebiliyorsunuz. Hem Türkiye’de hem de diğer Balkan ülkelerinde olduğu gibi Kosova’da da börek çok tercih edilen bir yiyecek. Ülke çapında çok fazla börek çeşidi bulunuyor. Ayrıca ülkede et ve balık yemekleri de çok tercih ediliyor.

10. Kuzey Makedonya

Kuzey Makedonya

1991’de Yugoslavya’dan ayrılan Kuzey Makedonya Bulgaristan, Sırbistan, Kosova, Yunanistan ve Arnavutluk ile çevrelenmiş, denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Ülkenin adı, Yunanistan ve Kuzey Makedonya arasında uzun yıllar tartışma konusu olmuş ve nihayetinde 2018 yılında taraflar arasında mutabakat sağlanarak Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olarak kullanılması kararlaştırılmıştır. Vardar Nehri, başkent Üsküp’ün ortasından geçer ve nehir üzerine kurulu tarihi Taşköprü turistik ziyaretlerin olmazsa olmazlarındandır. 2 milyonu aşkın nüfusa sahip ülke tarih boyunca birçok devlet tarafından egemenlik altına alınmıştır. 400 yıl civarı Osmanlı yönetiminde kalmış olan Makedonya’da, diğer kültürlerin yanı sıra bugün hâlâ Osmanlı etkisi görülebilmektedir (bkz. Üsküp’teki Türk Çarşısı). Son not olarak, adını hep duyduğumuz Rahibe Teresa, Hintli olduğuna dair yaygın inanışın aksine, o dönemde Osmanlı toprağı olan Üsküp’te doğmuştur.

Kuzey Makedonya eskiden Yugoslavya’ya dahil olan ve 1991 yılında bağımsızlığını kazanarak Kuzey Makedonya Cumhuriyeti adını alan bir Balkan ülkesi. Aslında Makedonya 3 bölgeye ayrılmış. Bunlar: Güney Makedonya, Kuzey Makedonya ve Balagoevgrad. Kuzey Makedonya’nın denize sınırı yok. Ülkenin komşuları arasında Arnavutluk, Yunanistan, Kosova, Bulgaristan ve Yunanistan yer alıyor.

2020 yılında yapılmış olan nüfus sayımına göre Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nde 2 milyondan fazla insan hayatını sürdürüyor. Ülkenin başkenti Üsküp şehri ve ortalama olarak 546 bin kişi burada yaşıyor. Ayrıca ülkenin en turistik destinasyonu olarak da tanınıyor. Türkiye’den direkt uçuşla gidilebildiği ve çok yakın mesafede olduğu için ülke çok fazla Türk turist ağırlıyor.

Kuzey Makedonya Cumhuriyeti karışık bir etnik kökene sahip olması ile tanınıyor. Ülkede Makedonlar yoğunlukta olsa bile her yerde Türk, Sırp, Boşnak ve Arnavutları görmek de mümkün. Bu karışık etnik köken sayesinde son derece hoşgörülü bir yaşam sürülüyor. Ayrıca farklı kültürlerden gelen insanların mensup olduğu farklı dinler de özgür bir şekilde yaşanabiliyor. Hem müslüman hem de hristiyanların özgürce hayatını sürdürdüğü Kuzey Makedonya’da her bölgede kilise ve cami bulunabiliyor. Ayrıca isteğe bağlı olarak çocuğunuzu müslüman veya hristiyan okuluna yazdırabiliyorsunuz.

Kuzey Makedonya dağlık bir bölge olduğundan dolayı bu dağlar yerleşim bölgelerini ve kültürleri birbirinden ayırıyor. Örneğin bir bölgede giyilen yerel kıyafet ile diğerinin aynı olmadığını görebilirsiniz. Bunun asıl sebebi aslında etnik çeşitlilik olarak düşünülebilir. Makedonya mutfağı da bu çeşitlilikten nasibini almış durumda. Ülkede Balkan mutfağı, Akdeniz mutfağı ve hatta Orta Doğu mutfağının etkileri hissediliyor. Böylece çok zengin ve çeşitli bir mutfak ortaya çıkıyor.

11. Malta

Malta

Malta, Akdeniz’de bulunan ve beş adadan oluşan bir adalar devletidir. Ülke, adını en büyük ada olan Malta’dan almıştır. İngilizlerin 100 yılı aşkın süren hâkimiyeti adada önemli bir etkiye sahip olmuştur. Nitekim ülkede Maltacanın yanı sıra İngilizce de resmi dil olarak kabul edilmiştir. Başkenti Valletta şehridir ve ülkenin nüfusu 500 bini aşkındır. Malta’nın dil okullarıyla ünlü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Her daim güzel havanın hüküm sürdüğü harika plajlara ve denize sahip ülkenin en önemli gelir kaynağı turizmdir. AB üyesi olan Malta, aynı zamanda Euro bölgesindedir.

Güney Avrupa’da yer alan ve Sicilya’nın güneyinde kalan bir adalar devleti olan Malta Cumhuriyeti’nin tarihi 1. Neolitik Dönem’e dek uzanan köklü bir geçmişe sahip. Devletin kapsadığı takımadalar, üç büyük ve iki küçük adadan oluşuyor. Adaların en büyüğü olan Malta, devlete de adını vermiş. Ülkenin başkenti olan Valetta da Malta Adası’nda bulunuyor. Orta Akdeniz’in merkezinde konumlanmış bu adalar devleti, toplamda 316 km²’lik yüzölçümüyle dünyanın en küçük onuncu ülkesi olma unvanını taşıyor.

Malta, ismini genellikle yaz turizmiyle ve yabancı dil okullarıyla duyduğumuz bir ülke. Seyahat koşullarının İngiltere’ye ve İrlanda’ya kıyasla daha uygun fiyatlı olması nedeniyle, her yaz sezonunda çok sayıda öğrenci yabancı dil eğitimi almak için Malta’yı ziyaret ediyor. Malta’nın Akdeniz ikliminin hakimiyetinde olması; deniz, kum ve güneş üçlüsü olmadan bir tatil hayal edemeyen turistler için ideal koşulları oluşturuyor. Hareketli gece hayatıyla, kültür sanat aktiviteleriyle, popüler plajlarıyla ve zengin konaklama seçenekleriyle Malta; her bütçeye uygun tatil olanakları sunuyor.

Malta’nın farklı ulusların kültürlerini içinde barındıran bir mozaik oluşturduğunu söylemek mümkün. Geçmişte neredeyse iki asır boyunca İngiltere’nin sömürgesi olması nedeniyle, ülkede hâlen İngiliz kültürünün izlerine rastlanabiliyor. Ancak bir yandan da Orta Akdeniz’in merkezinde olduğu için, Malta’nın her köşesinde Akdeniz kültürünün esintileri de hakim. Söz konusu çeşitlilik, ülkenin mutfak kültürüne de yansımış durumda. Doğu ve Batı lezzetlerini sentezleyen geleneksel Malta mutfağında, ağırlıklı olarak deniz ürünleri ve sebzeler yer alıyor.

Malta Schengen sistemine dahil olan bir ülke. Bu nedenle Türk vatandaşlarının ülkeyi ziyaret edebilmek için Schengen vizesi alması gerekiyor. Türkiye’den direkt olarak Malta’ya yapılan uçuşların yanı sıra; ülkeye farklı Akdeniz şehirlerinden kalkan feribot seferleri aracılığıyla da ulaşım sağlamak mümkün. Resmi para birimi Euro olan ülkede, 2019 verilerine göre 502.653 kişi yaşıyor. Yalnızca bu veri bile, Malta’nın ne kadar kalabalık bir ülke olduğunu anlamak için yeterli. Yüzölçümü bakımından dünyanın en küçük ülkelerinden olmasına rağmen, aynı zamanda oldukça kalabalık bir nüfusu da içinde barındırıyor. Özellikle yaz aylarında turistlerin de adaya akın etmesi sonucunda, bazen sokaklarda ve plajlarda adım atacak yer kalmıyor.

12. Monako

Monako

Avrupa’daki mikrodevletlerden biri olan Monako, doğu, batı ve kuzeyden Fransa ile çevrelenmiştir ve güneyde ise Akdeniz’e kıyısı vardır. 2 kilometrekarelik bir alanda 38 bin kişilik bir nüfusu barındıran bu mikrodevlet anayasal monarşi ile yönetilir. Başkent Monako’dur ve en büyük bölge ise kumarhaneleriyle ünlü Monte Karlo’dur. Ülkenin resmi dili Fransızcadır ancak Monako dili, İtalyanca ve İngilizce de günlük hayatta sıkça kullanılmaktadır.

Dünyanın en küçük ikinci bağımsız devleti olan Monako Prensliği, Akdeniz’in kıyısındaki Fransız Rivierası’nda yer alıyor. Yalnızca 202 hektarlık alana yayılan bir yüzölçümüne sahip olan bu ülkenin nüfusu, 2019 yılı verilerinde 38.964 kişi olarak kaydedilmiş. Ülkenin resmi dili Fransızca olsa da nüfusun bazı kesimleri İtalyanca veya İngilizce de konuşuyor.

Monako 1297 yılına dek Ceneviz sömürgesi olarak varlığını sürdürmüş. Ancak bu tarihte Grimaldi hanedan ailesinin iktidarı ele geçirmesi sonucunda, yönetim el değiştirmiş. 1793-1814 yılları arasında Fransa’nın egemenliğinde olan bu mikro devlet, 1861 yılında bağımsızlığını ilan ederek prenslik haline gelmiş. Hâlen prenslik statüsünü sürdüren Monako’nun tek komşusu Fransa. İtalya sınırı ise ülkenin yaklaşık 15 kilometre uzağında kalıyor.

Yüzölçümü oldukça küçük olmasına rağmen, Monako dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Resmi para birimi Euro olan ülke, 19. yüzyılın sonlarına doğru Monte Carlo şehrinde kumarhanelerin açılması sonucunda büyük bir ekonomik kalkınma yaşamış. Ülkedeki kumarhaneler, lüks oteller ve büyüleyici plajlar uzun yıllardır uluslararası jet sosyete üyeleri tarafından büyük ilgi görüyor. Tam da bu sebeple, ülkenin başkenti Monaco Ville olsa da Monte Carlo şehri çok daha popüler. Lüks, pahalı ve kaliteli bir tatil ya da seyahat planlayan turistler rotalarını gönül rahatlığıyla Monako’ya çevirebiliyor.

Monako’da havaalanı yok. Ancak Fransa’nın Nice şehrinden ülkeye ulaşım sağlamak mümkün. Türk vatandaşlarının Monako’ya seyahat etmek için Schengen vizesi almış olması gerekiyor. Monte Carlo’daki ünlü kumarhane dışında, Kraliyet Sarayı ve Oşinografi Müzesi de her yıl çok sayıda turist ağırlıyor. Ülkenin Carre D’or bölgesinde de ünü tüm dünyaya yayılmış büyük bir egzotik botanik bahçesi var. Ayrıca, dünyanın en seçkin markalarının özel koleksiyonları ve popüler ürünleri yine bu bölgede oldukça yüksek tutarlar karşılığında satılıyor.

13. Karadağ

Karadağ

Adriyatik Denizi’ne kıyısı olan Karadağ; Sırbistan, Hırvatistan, Kosova, Bosna Hersek ve Arnavutluk ile komşudur. 600 bini aşkın bir nüfusa sahip olan bu güzel Balkan ülkesinin başkenti Podgorica’dır. Podgorica’nın, ülkenin güzelliklerini pek yansıttığı söylenemez, öyle ki kimi gezginler tarafından “Avrupa’nın en çirkin başkenti” olarak dahi anılıyor. Burada imdadımıza ülkenin eski başkenti Çetine şehri yetişiyor; cumhurbaşkanlığı resmi konutu, 15. yüzyılda kurulmuş ve yüzyıllar boyu başkent unvanını taşımış bu şehirde yer alıyor. Yolcu gemilerinin uğrak noktası olan Kotor ve tertemiz deniziyle turizm merkezi olan Budva şehirleri ülkede görülmesi gereken noktalardan. Su kaynakları açısından zengin Karadağ’da hem göz alabildiğine yüksek dağları hem de dümdüz ovaları görmek mümkün.

Karadağ hakkında çok fazla bilgiye sahip değilseniz bile son yıllarda adını mutlaka duymaya başlamışsınızdır diye düşünüyorum. Çok fazla Türk’ün gidip yerleşmesiyle birlikte ülkemizde popülaritesi oldukça artmış destinasyonlardan bir tanesi. Adriyatik kıyısında bulunan Karadağ mükemmel bir doğaya ve akıllardan silinmeyecek manzaralara sahip. Özellikle yaz tatilini geçirmek için mükemmel opsiyon oluşturuyor. Ayrıca Bosna Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan gibi ülkelerle komşu olan Karadağ’a ülkemizden gitmek çok kolay.

Karadağ’da Akdeniz iklimi hüküm sürüyor. Yaz mevsiminde oldukça sıcak ve güneşli, kışın da günler soğuk geçiyor. Eğer Adriyatik’in buz gibi sularının keyfini çıkarmak ve birbirinden güzel konaklama alternatiflerinin tadını çıkarmak isterseniz Mayıs ile Eylül ayları arasını tercih edebilirsiniz.

Eskiden Yugoslavya’nın bir üyesi olan ve çok yakın bir zamanda bağımsız bir hâle gelen ülkede yalnızca 621 bin kişi yaşıyor. Para birimi olarak Euro kullanılan ülke bir süredir Avrupa Birliği’ne girmeyi bekliyor ve bunun etkilerini her yerde görebiliyoruz. Karadağ’ın başkenti Podgoritsa olsa da en turistik bölgeleri Kotor ve Budva. Kendinizi tıpkı bir peri masalının içerisinde hissetmek, yemyeşil suları, taş evleri ve mükemmel şehir düzeninin keyfini çıkarmak için Kotor’u mutlaka görmelisiniz. Stari Grad olarak adlandırılan bölge Orta Çağ’dan günümüze taşınmış gibi görünüyor. Bu şehrin her bir köşesinde fotoğraf çekmek isteyeceğinizi garanti edebilirim. Eğer kendinizi jet sosyeteyle birlikte tatil yaparken, buz gibi suların ve altın rengi kumların tadını çıkarırken hayal ediyorsanız Budva’yı tercih edebilirsiniz.

14. Portekiz

Portekiz

İber Yarımadası’nda bulunan Portekiz’in tek komşusu İspanya’dır. Güney ve batı tarafında Atlas Okyanusu yer alır. Başkenti, Avrupa’nın Atina’dan sonra en eski ikinci başkenti olan Lizbon’dur; ülkenin nüfusu 10 milyonu aşkındır. Portekiz, amatör ya da profesyonel fark etmeksizin sörf yapmak isteyen herkesin kendine uygun bir nokta bulabileceği bir ülke. Adrenalin tutkunları için kayak, paraşüt, balon gibi alternatiflerin yanı sıra dağ yürüyüşü, bisiklet turları ve tüplü dalış imkânları bulunur. Duru suları ve yemyeşil doğasının yanı sıra Avrupa’nın en çok güneş alan başkenti unvanıyla turistleri cezbeden Portekiz, okyanus kıyısında olmasının hakkını veriyor: Portekizliler dünyada en çok deniz ürünü tüketen ülkelerden birisi.

Güneybatı Avrupa’da yer alan Portekiz, eşi benzeri olmayan kültürel yapısı ve güçlü mimarisiyle dikkat çeken bir ülke. 2020 yılında yapılan nüfus sayımına göre ülkede 10,31 milyon insan yaşıyor. 92.212 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip olan Portekiz’in başkenti Lizbon. Ayrıca Porto, Braga, Coimbra, Bragança ve Leiria şehirleri de turistler tarafından son derece ilgi görüyor.

Avrupa kıtasının en batısında yer alan ve bir okyanus ülkesi olmasıyla tanınan Portekiz, Atlas Okyanusu’yla komşu. Ayrıca ülkenin güney ve kuzeyinde İspanya bulunuyor. Ülkenin resmi dili Portekizce fakat hem sınır komşusu olduğundan hem de dillerin benzerliğinden dolayı halkın büyük bir kısmı İspanyolca dilini de akıcı bir şekilde konuşuyor. Çok genç bir halka sahip olan Portekiz’de İngilizce de çok konuşulan diller arasında bulunuyor.

Portekiz Akdeniz ikliminin net bir şekilde görülebildiği son derece sıcak bir iklime sahip. Özellikle yaz mevsiminde kavurucu sıcaklar dayanılmaz bir hâle gelebiliyor. Haziran ayından Eylül sonuna kadar yoğun sıcaklar devam ediyor. Ülkenin en ılıman dönemi Şubat ile Mayıs arasındaki ilkbahar mevsimi. Fakat Mart ayından sonra ülkede uzun süreli yağmurlar başlıyor.

Portekiz mutfağı oldukça zengin ve tüm dünya tarafından yoğun ilgi görüyor. Bir okyanus ülkesi olduğundan dolayı yemeklerde balık çeşitleri çok kullanılıyor. Ayrıca ekmek, patates ve pirinç de Portekiz yemeklerinin olmazsa olmaz malzemeleri arasında bulunuyor. Burası hamurişi ve tatlı konusunda da uzmanlaşmış bir ülke. Özellikle Aveiro, PasteisdeNata ve Ovos-Moles gibi lezzetler çok tercih ediliyor.

15. San Marino

San Marino

İtalya toprakları arasında, Apenin Dağları’nın tepesinde yer alan San Marino, Avrupa’da bulunan mikrodevletlerden biridir. Denize kıyısı olmayan 61 kilometrekarelik ülke, 33 bini aşkın bir nüfusa sahiptir. San Marino dünyanın en eski cumhuriyeti kabul edilir. Her yıl 3 milyon kişinin ziyaret ettiği ülkede turizm temel gelir kaynağıdır. San Marino’ya havayoluyla ulaşmak mümkün ancak buranın AB üyesi olmadığını belirtmekte fayda var. Bununla birlikte ülkede Euro kullanılmaktadır.

Avrupa’da bulunan altı mikro devletten biri olan San Marino Cumhuriyeti, 61 km²’ye dağılan yüzölçümüyle dünyanın en küçük ülkelerinden biri. 2019 yılında elde edilen verilere göre, San Marino’da yalnızca 33.860 kişi yaşıyor. 1600 yılından beri cumhuriyetle yönetilen ve hiçbir denize kıyısı olmayan ülke, tamamıyla İtalya topraklarıyla çevrili. Bu nedenle San Marino’nun resmi dili de İtalyanca ve ülkede çok sayıda İtalyan da yaşıyor. 301 yılında bağımsızlığını kazanması nedeniyle dünyanın en köklü ülkelerinden biri olan San Marino, aynı zamanda dünyanın ilk cumhuriyetle yönetilen ülkesi olma unvanını da taşıyor.

San Marino’nun başkenti de ülkeyle aynı ada sahip. Deniz seviyesinden yaklaşık 750 metre yükseklikteki bu şehri her yıl ortalama 2 milyon turist ziyaret ediyor. San Marino’nun içinde bir havaalanı bulunmadığı için, ülkeyi ziyaret etmek isteyen turistlerin tek seçeneği İtalya toprakları üzerinden kara yoluyla ulaşım sağlamak. San Marino sınırlarında herhangi bir pasaport ya da gümrük kontrolü yapılmadığından, ülkeyi gezmek isteyen Türk vatandaşlarının İtalya’ya giriş yapmış olması yeterli. Doğrudan San Marino’ya giriş için ekstra bir vize almaya gerek yok. İtalya ise Türk vatandaşlarına Schengen vizesi şartı koşuyor.

San Marino’da gezilebilecek çok sayıda turistik nokta var. Başkentin tarihi kapısı olan Porta Del Loca’dan giren turistleri, genellikle dar ve yokuşlu sokaklar karşılıyor. Cadılar Geçiti, Guiata Kulesi, Cesta Kulesi, San Marino Bazilikası ve Özgürlük Meydanı da her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan duraklar arasında. Gezi planlaması yapmak istemeyen turistler, İtalya’nın farklı noktalarından düzenlenen günübirlik San Marino turlarına da katılabiliyor. Söz konusu turlar genellikle İtalya’nın tatil beldelerinden biri olan Rimini’den başlıyor. Rimini ve San Marino arasında yapılan yolculuk yaklaşık 45 dakika sürüyor.

16. Sırbistan

Sırbistan

Dikkat: Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasını iliklerinize kadar hissetmek istemiyorsanız siz kış aylarında buradan uzak durun. Ya da mor bir burun ve parmaklarla şehir turu yapmaya hazır olun. Bosna Hersek, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya, Macaristan, Bulgaristan, Romanya ve Hırvatistan ile çevrili Sırbistan’ın denize kıyısı yoktur ancak Tuna nehrinin duraklarından birisi de bu ülkedir. Yaklaşık 7 milyonluk nüfusa sahip Sırbistan’ın başkenti Belgrad şehridir. Tarihi yapıları ve müzeleri barındıran başkent dışında, küçük köylerin bulunduğu şehirler ya da 19 ve 20. yüzyılda Sırplar için kültür başkenti olan Novi Sad gibi yeniden canlandırılan şehirler de görülmeye değer.

Balkan devletlerinden olan Sırbistan Cumhuriyeti, 6,908 milyon kişinin hayatını sürdürdüğü küçük bir ülke. Hırvatistan, Macaristan, Karadağ, Makedonya, Kosova, Bulgaristan ve Bosna Hersek ile sınır komşusu olan Sırbistan 88.361 km² yüzölçümüne sahip. Ülkenin resmi dili Sırpça olsa da sınır komşuları olan ülkelerin dilleri de sıkça konuşuluyor.

Sırbistan toplamda 24 şehirden oluşuyor. Ülkenin başkenti ve en büyük şehri Belgrad ve 1,374 milyon insan başkentte yaşıyor. Ayrıca ülkenin en turistik bölgesinin de Belgrad olduğu biliniyor. Bunun dışında, Novi Sad, Nis, Novi Pazar ve Vranje gibi şehirler de turistler tarafından oldukça rağbet görüyor.

Sırbistan genel olarak ılıman bir iklime sahip fakat yılın genelinde çok yüksek sıcaklıklara ulaşmıyor. Özellikle yağmurlu bir bölge olmasıyla dikkat çekiyor. Bundan dolayı, Sırbistan seyahati planlarsanız ilkbahar ve yaz aylarını tercih etmeniz tavsiye ediliyor.

Avrupa kıtasında bulunan Sırbistan, zengin mutfaklara sahip olan Balkan ülkeleri ile komşu olduğundan dolayı çok çeşitli bir yemek kültürüne sahip. Sırbistan mutfağında genellikle et yemekleri tercih ediliyor. Eğer et yemiyorsanız, Sırbistan restoranlarında kendinize uygun bir yemek bulmakta zorlanabilirsiniz. Yalnızca şehir merkezlerindeki popüler restoranlarda vejetaryen yemek seçenekleri bulunabiliyor.

Laik bir ülke olarak tanınan Sırbistan’da din özgürlüğü bulunuyor. Diğer bir yandan, Sırp halkının çok büyük bir kısmı Ortodoks Hristiyanlardan oluşuyor. Ayrıca Müslümanlar, Katolikler ve Protestanlar da bulunuyor.

Balkanların kalbinde bulunan sevimli bir ülke olan Sırbistan oldukça güçlü bir tarihe ve kültüre sahip. Ülkeye seyahat ederken hem kültürel cazibelerin keyfini çıkarabiliyor hem de modern şehir hayatını deneyimleyebiliyorsunuz. Ayrıca ülkenin gece hayatı ve festival anlayışı da tüm dünyadan milyonlarca turistin bölgeyi ziyaret etmesini sağlıyor.

17. Slovenya

Slovenya

Avusturya, Macaristan, İtalya ve Hırvatistan ile komşu olan Slovenya’nın Adriyatik Denizi’ne kıyısı bulunur. Ülkenin başkenti Lübliyana (en sevdiğim) ve nüfusu 2 milyonun üzerinde. Başkenti ziyaretinizde göz alıcı mimariye sahip birçok yapı görebilir, şehre canlılık getiren kafelerde oturup kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Kuzey ve batı yönünde Alplerle çevrili ülke, kayak yapmak isteyenler için iyi bir destinasyon; bunun yanı sıra dağ bisikleti sürebileceğiniz harika rotalar ve yamaç paraşütü ve zipline imkânları da bulunuyor. Slovenya ayrıca yeşil düzlükleri, çiftlik evleri ve, belki de en önemlisi, muazzam manzaralar sunan Bled Gölü ile doğayı ve sadeliği sevenlere göz kırpıyor.

Macaristan, Hırvatistan ve İtalya gibi ülkelerle komşu olan ve Orta Avrupa’da yer alan Slovenya Cumhuriyeti 2,1 milyon nüfusa sahip küçük bir ülke. Tüm ülke toplamda 20.000 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip. Yani Slovenya’nın Ankara’dan bile küçük olduğunu söyleyebilirim. Ülkenin başkenti Ljubljana. Bu kelime Slovencede “Sevilen Yer” anlamına geliyor. Ayrıca burası başkent olmasına rağmen şehirde 200 bin civarında insan yaşıyor. Fakat bölgenin genelinde etkisi görülen Ortaçağ atmosferi, sevimli şehir planlaması, kültürel ve tarihi mekanları sayesinde oldukça turistik bir ülke. Özellikle şarapçılığa çok önem verildiğinden dolayı şarap severler için mükemmel bir destinasyon. Eğer romantik bir şarap tadımı ve bağ bozumu turuna çıkmak istiyorsanız Slovenya ideal bir alternatif.

Slovenya, Avrupa Birliği üyelerinden bir tanesi ve ülkede para birimi olarak Euro kullanılıyor. 2020 yılının düzenlemelerine göre güncel asgari ücret 940,58 Euro ve refah düzeyi oldukça yüksek. Ülkede yalnızca % 3,8 işsizlik oranı olması da ilgi çeken özelliklerinden bir tanesi. Slovenya genel olarak Akdeniz iklimine sahip olan bir ülke. Genellikle ılıman bir havaya sahip. Fakat Alplerin olduğu kuzeydoğu bölgesinde hava oldukça soğuk.

Slovenya güçlü kültürlere sahip ülkelerle komşu olduğu için oldukça karışık ve bir o kadar da lezzetli bir mutfağa sahip. Burada hem Akdeniz mutfağının ekilerini görebilir hem de lezzetli Slovenya mutfağının tadını çıkarabilirsiniz. Fakat ülkede yemeğin oldukça pahalı olduğu gerçeğini de göz ardı etmemek gerek. Marketten alışveriş yaparak kendi yemeğinizi hazırlamanız çok daha uygun fiyatlı olsa da bir restoranda yemek yemek oldukça masraflı bir aktivite hâline geliyor.

18. İspanya

İspanya

Bir zamanlar denizlerin hâkimlerinden olan İspanya İber Yarımadası’nda yer alır ve Fransa, Birleşik Krallık (Cebelitarık), Andorra ve Portekiz ile komşudur. Hem Akdeniz’e hem de Atlantik Okyanusu’na kıyısı olan ülkenin başkenti Madrid, nüfusu ise 47 milyon civarındadır. AB üyesi İspanya’da 17 özerk bölge bulunur ve bu bölgeler arasında kültürel, sosyal, siyasi ve dilsel farklılıklar vardır. Bu durum özellikle yabancı ziyaretçiler için görülmesi ve deneyimlenmesi gereken birçok zenginlik anlamına gelir. UNESCO dünya mirası listesine giren ve kiliseleri ve tarihi şehirleri içeren 47 bölgesi de bu gerçeği doğrular niteliktedir. Siesta artık bir anı haline geliyor olsa da özellikle küçük şehirlerde öğlen 1 ve 4 arasında birçok işyeri uzun bir öğle yemeği molası verir; alışveriş planlarınızı yaparken göz önünde bulundurmakta fayda var.

İspanya, Fransa'dan sonra Avrupa Birliği'nin en büyük ikinci ülkesidir. Kuzey Afrika kıyı şeridi boyunca Kanarya Adaları ve İspanyol topraklarını dahil ederseniz, yaklaşık 506.000 kilometrekare büyüklüğünde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Dünya çapında tahmini 440 milyon anadili İspanyolca olan kişi olduğu hesaplanmıştır. Ancak İspanya'nın resmi dili  İspanyolca olsa da Katalanca, Baskça (Euskara) ve Galiçyaca (Galego) bölgesel dillerinin tümü kendi bölgelerinde resmi statüye sahiptir.

İspanya 47 milyon kişiye ev sahipliği yapar ancak gerçekte nüfusun dörtte üçü kentsel alanlarda yaşamaktadır. Örneğin, nüfusun yaklaşık 6,5 milyonu büyük Madrid bölgesinde yaşarken, 5,5 milyonu daha büyük Barselona bölgesinde yaşamaktadır. Bu, her iki şehrin de Yeni Zelanda'dan daha büyük nüfusa sahip olduğu anlamına gelir.

Arkasına yaslanıp dinlenmek ve yavaş akan zamanın keyfini çıkarmak isteyenler için İspanya en doğru adrestir denebilir. 2013'te yayınlanan bir OECD raporuna göre, ortalama bir İspanyol her gün 24 saatin 16'sını yeme, içme ve uyuma dahil boş zamanlarına ayırmaktadır. Bu yüzden bu ülkede dinlenmek ve hayatın tadını çıkarmak çok önemlidir.

Temmuz 2019 itibariyle İspanya, dünyanın üçüncü en yüksek UNESCO Dünya Mirası alanına ev sahipliği yapmaktadır. Bu güzel ülkede ziyaret edebileceğiniz tarihi şehirler, anıtsal kiliseler ve daha birçok şey muhtemelen UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunmaktadır. 2018'de yapılan araştırmaya göre İspanya, şaşırtıcı bir şekilde 82,8 milyon ziyaretçiyi ağırlayan Fransa'dan sonra ikinci en popüler küresel turizm merkezidir.

19. Türkiye

Türkiye

Çok dilli web sitelerine girdiğinizde kâh Asya ülkeleri arasında kâh Avrupa ülkeleri arasında bulduğunuz, kimilerinin ise Orta Doğu altında yer verdiği ülke. Anadolu olarak anılan ve yüzyıllardır çeşit çeşit medeniyete ve topluluğa ev sahipliği yapmış topraklarda bugün Türkiye bulunuyor. Ülkenin bir kısım toprağı da Balkanların bir parçası olan Trakya bölgesinde yer alıyor. Komşuları İran, Irak, Suriye, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Yunanistan ve Bulgaristan’dır. 83 milyonu aşkın nüfusa sahip Türkiye’nin başkenti Ankara. Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizi’ne kıyısı bulunan Türkiye karasal, Akdeniz ve Karadeniz olmak üzere farklı bölgelerde farklı iklimler görülür. İkliminin yanı sıra köklü geçmişinin getirdiği tarihi yapılar ve müzeleriyle birçok şehrinde turizm sektörü önemli bir yere sahiptir. (Evet, itiraf edeyim, yazması en zor kısım burasıydı. İnsanın kendi ülkesi olunca…)

Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa ve Asya kıtaları arasında bir köprü görevi gören ve coğrafi olarak dünyanın en avantajlı ülkelerinden bir tanesi. Ülke, 1923 yılından beri Cumhuriyet ile yönetiliyor. 2020 yılında yapılan sayımlara göre Türkiye’de 84 milyon insan yaşıyor. Türkiye ile sınır komşusu olan 8 farklı ülke bulunuyor. En büyük sınır komşusu İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere Irak, Ermenistan, Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Azerbaycan ve Nahçıvan gibi ülkelerle de ortak sınırlara sahip.

Ülkede 81 faklı il ve 7 farklı bölge bulunuyor. Bunlar: Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, Marmara Bölgesi, Karadeniz Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi. İnsani Gelişme Endeksi’ne bakıldığı zaman Türkiye’nin en gelişmiş şehirleri İstanbul, Ankara, Kocaeli, Antalya, İzmir, Muğla, Tunceli ve Eskişehir olarak görünüyor. Ayrıca ülkemizin en gelişmiş ve yoğun şehri olan İstanbul, iki kıtada da toprakları olarak tek metropol olma ününe sahip.

Türkiye pek çok alanda dünyanın en yaşanılabilir konumlarından bir tanesine sahip. Örneğin 4 mevsimin de yaşanıyor olması sayesinde çok gelişmiş bir tarım imkanı mevcut. Her türlü meyve, sebzenin yetişebildiği bereketli topraklar ülkemizi bir tarım ülkesi hâline getiriyor.

Türkiye, tarihi ve topraklarında bulunan kültürel miraslar konusunda da son derece önemli bir destinasyon. Dünyanın 7 harikasından 2 tanesi ülkemizin toprakları içerisinde yer alıyor. Meryem Ana’nın evi olarak bilinen Efes’in de dahil olduğu pek çok kritik nokta bulunduğundan dolayı turistik olarak çok tercih edilen bir ülke. Türkiye’de birbirinden güzel sahillerin, koyların ve tatil mekanlarının olması ülkeyi turistik bir ilgi noktası hâline getiriyor. Özellikle yaz mevsiminde Avrupa’nın ve Asya’nın en çok tercih edilen ülkelerinden oluyor.

20. Vatikan

Vatikan

Vatikan, haritaya bakınca İtalya’nın bir şehri gibi görünse de 1929’dan beri bağımsız bir mikrodevlet. 0,44 kilometrekarelik yüzölçümüyle dünyanın en küçük devleti Vatikan, 900 kişilik bir nüfusa sahip. Vatikan bir şehir devleti olduğundan başkenti yok. Katolik dünyasının merkezi olan bu şehir devleti her yıl tüm dünyadan beş milyon turisti ağırlamaktadır. Vatikan mutlak monarşi ile yönetilir ancak papanın kral unvanı bulunmaz. AB’ye üye değildir ancak para birimi olarak Euro kullanılır. Ülke, İsviçreli muhafızlarca korunur. İtalya’ya yolunuz düşerse Katolik dünyasının merkezini ziyaret etmeden dönmeyin; yalnız uzun kuyrukları göz önünde bulundurun, ayrıca gitmeden önce biletlerinizi alıp bazı etkinlikler için rezervasyonunuzu yaptırmanız gerekiyor.

2019 verilerine göre nüfusu yalnızca 825 kişiden oluşan Vatikan, resmi adıyla Vatikan Şehir Devleti, İtalya’nın başkenti olan Roma’da bulunuyor. Hristiyanlık dininin Katolik mezhebinin merkezi olan bu ülkede, monarşiye dayalı bir yönetim sistemi uygulanıyor. Katolik mezhebinin ruhani lideri olan Papa, aynı zamanda Vatikan’ın devlet başkanı. Papa’nın sözleri yasa olarak kabul ediliyor. Zaten Vatikan’ın nüfusunun büyük çoğunluğunu Papa’ya bağlı olarak görev yapan ya da onu korumakla yükümlü olan kişiler oluşturuyor. Bu nedenle nüfusun yaklaşık %95’i erkek. Yüzölçümü yalnızca 0,44 km olan Vatikan, aynı zamanda dünyanın en küçük ülkesi olma unvanına sahip. Ancak bu kadar küçük bir ülke olması, Vatikan’ın her yıl milyonlarca turist ağırlamasına engel olmuyor.

Vatikan’ı turistik açıdan bu kadar değerli ve önemli kılan temel sebep, ülkede bulunan zengin tarihi eser ve sanat eseri koleksiyonları. Söz konusu koleksiyonlar ve ülkenin köklü geçmişi sayesinde, UNESCO Vatikan’ın tamamını Dünya Mirası Listesi’ne dahil ederek koruma altına almış durumda. Ayrıca, ülkede oldukça geniş bir gizli belge arşivi de mevcut. Arşivdeki belgelere erişim hakkı, yalnızca gerekli evraklarla başvuru yaparak Vatikan Şehir Devleti’nden izin alabilen akademisyenlere ve belirli statülerdeki kişilere veriliyor. Ülkeyi koruma görevi ise 100 kişilik bir orduya ait. Ordu muhafızlarının hem İsviçre vatandaşı hem de Katolik mezhebinden olması gerekiyor.

Resmi para birimi Euro olan Vatikan’da İtalyanca ve Latince konuşuluyor. Ülkenin Türk vatandaşlarına uyguladığı herhangi bir vize şartı yok. Ancak Vatikan’a giriş yapmak isteyen tüm turistler Roma sınırlarından geçmek mecburiyetinde olduğu için, Türk vatandaşlarının İtalya’ya seyahat etmeden önce Schengen vizesi almış olması gerekiyor. Hâlihazırda Roma sınırlarına girmiş turistler Vatikan’a giriş yaparken herhangi bir pasaport kontrolünden geçirilmiyor.

Vatikan’ı ziyaret eden turistlerin uğrak noktaları arasında Sistina Şapeli, San Pietro Meydanı, Aziz Petrus Bazilikası ve çok sayıda müze var. Ancak başta Sistina Şapeli olmak üzere bazı tarihi mekanlarda fotoğraf çekilmesi kesinlikle yasak. Vatikan’ı Roma’dan ayıran sınır bazı yerlerde surlarla çevrili olsa da turistler genellikle yollarını daha kolay bulabilmek adına seyahatleri boyunca ülke haritasını takip ediyor. Ülkenin yaklaşık yarısı mimari, tarihi ve kültürel açıdan Orta Çağ döneminden beri bozulmadan korunabildiği için; Vatikan, ziyaretçilerine oldukça etkileyici bir keşif rotası sunuyor.

15.09.2021
İlgili İçerikler

Seyahat etmeyi ve dünyayı keşfetmeyi sevenler bilir: Bazen vaktinizin ya da bütçenizin görmeyi istediğiniz her yere gitmeye yetmeyeceği endişesi kaplar...

Havalar ısınıp yaz mevsimi kendini gösterdiği zaman tatil heyecanı da başlıyor. Soğuk, karanlık ve yorucu geçen bir kışın ardından kafa...

Tarih, kültür, sanat, yaşam biçimleri… Birçok konuda dönüp baktığımız bir kıta Avrupa. Bazı ülkeleri çok yakından takip ediyor, market fiyatlarını...

Tarih, kültür, sanat… birçok konuda dönüp baktığımız bir kıta Avrupa. Keza güncel olaylarda da sıkça ilgimizi çekiyor; kimilerini Türkiye kadar...

Güney Asya ve Afrika ile birlikte dünyanın en egzotik, mistik toprak parçalarından biri de kuşkusuz Güney Amerika’dır. Kuzeyinde sadece Kuzey...

Dünyanın en eski coğrafyalarından olan Afrika, büyüleyici özellikleri ile birçok insanın ilgisini çekmeyi başarıyor. Hal böyle olunca da kıtaya olan...

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Ağı (SDSN), 2022 yılı itibarıyla on yıldır Dünya Mutluluk Endeksi Raporu adı verilen bir belge yayınlayarak...

Kulağımızda Sertab Erener ve “Kumsalda” şarkısı, hayalimizde o eşsiz sahillerde uzanmak…  Belki kendi ülkemizde belki dünyanın herhangi bir yerinde o...

"Güçlü bir insan ve bir şelale kendi yollarını çizer" diye çok söylenen bir söz var. Gerçekten de şelaleler, yeryüzündeki en...

Akdeniz’in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs’ta, dünyaca ünlü plajlar, casino’lar ve dört mevsim boyunca tatil ruhunu koruyan bir atmosfer eşliğinde...

Geçirdiğimiz pandemi dönemi nedeniyle, dünyanın farklı ülkelerine özgürce ve tasasızca seyahat ettiğimiz ya da en azından seyahat planları yaptığımız zamanlar...

Dünyanın birçok farklı noktasında, taşıdığı mimari üslupla ve büyüleyici görünümüyle herkesi kendine hayran bırakan sayısız farklı yapı var. Ancak bunların...

Kuzey Amerika kıtası dünyanın en büyük üçüncü kıtasıdır ve hem Kuzey Kutbu’nun yakınına hem de Ekvator’un 8.000 km yakınına kadar...

Gündelik hayatın gitgide daha hızlı akan temposu ve hareketliliği içinde sükûnete ve huzura belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç...

Daha önce vizesiz seyahat edilebilen ülkeler yazısında bahsettiğim gibi, seyahat sırasında Türk vatandaşlarından vize talep etmeyen pek çok ülke bulunuyor....

Seyahat etmeyi seven kişilerin göz bebeği, öncelikli destinasyonu Asya kıtası… Avrupa kıtasında yer alan ülkelerin her geçen yıl birbirine daha...

Dünyanın en egzotik ve gizemli coğrafyalarından olan Afrika, her geçen gün dünya turizminde adını daha çok duyuruyor. Belki de Güney...

Dünyada 209 doğal alan ve kültürel öneme sahip 845 eser de dahil olmak üzere toplam 1.092 UNESCO Dünya Mirası Alanı...

Türkiye gibi muhteşem bir ülkenin maalesef halen gezemediğim 3-5 şehri kaldı. Hangilerini gezemediğimi yazarsam pozitif ayrımcılık olur diye çekindiğimden, şehirleri...

Tatil denildiği zaman akla ilk gelen şeylerden biri oteller. Arkanıza yaslanıp dinlenebileceğiniz ve tüm yılın yorgunluğunu atabileceğiniz rahatlatıcı bir tatil...

Günümüzde en çok tercih edilen ve en konforlu ulaşım yöntemi uçak yolculuğudur demek yanlış olmaz. Fakat ne yazık ki dünyadaki...

Bir şehri, ülkeyi, kültürü daha yakından tanımak ya da tarihsel bir yolculuğa çıkmak için yapabileceğiniz en doğru ve keyifli şeylerden...

Tarih, kültür, sanat… birçok konuda dönüp baktığımız bir kıta Avrupa. Keza güncel olaylarda da sıkça ilgimizi çekiyor; kimilerini Türkiye kadar...

Bilinmezlerin coğrafyası Afrika... Dünyanın yüzölçümü ve nüfus bakımından en büyük ikinci kıtası olan Afrika, halen tam olarak keşfedilmemiş saklı bir...

2020 yılı verilerine göre yaklaşık 5,6 milyonluk bir nüfusa sahip olan başkent Ankara, seyahat tutkunlarının belki günlerce gezse bitiremeyeceği onlarca...

Tüm kötülükleri geride bırakıp yeni umutlar ile başlayacağımız 2022 yılına yalnızca sayılı günler kaldı ve dünyanın her yerinde yeni yıl...

Benzer İçerikler

Kentin boğucu atmosferinden uzaklaşmak, doğayla baş başa kalmak ve biraz kafa dinlemek için keyifli bir kamp tatiline çıkmaya ne dersiniz?...

Dünyanın en büyüleyici, ilginç ve sıra dışı kentlerinden biri olan İstanbul, bildiğiniz üzere Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlıyor. Kentin...

Coğrafi konumu ve ev sahipliği yaptığı değerler bakımından yalnızca ülkemizin değil, dünyanın da en önemli şehirlerinden biri olarak görülen İstanbul;...

Daha Haziran ayının başından belli olduğu üzere yine çok sıcak bir yaz bizleri bekliyor. Bunaltıcı sıcaklar özellikle bolca bina ile...

İstanbul’da yaşamanın avantajları olduğu kadar, dezavantajları da var. Şehrin kalabalığı, gürültüsü ve keşmekeşi bazen gerçekten çok bunaltıcı noktalara gelebiliyor. Hele...