nerdeneredenerdenerede

Urla Gezilecek Yerler: Urla’da Gezilecek En İyi 10 Yer

Urla Gezilecek Yerler: Urla’da Gezilecek En İyi 10 Yer
Büyük şehirlerin kaotik temposundan ve bitmeyen telaşından bunalanların birçoğu, soluğu bir Ege ya da Akdeniz kasabasında alıp buranın sakin atmosferinde biraz dinlenebilmenin hayalini kuruyor. Bu hayal eskiden Çeşme ve hatta doğrudan Alaçatı için kuruluyordu. Ancak Alaçatı’nın turistik açıdan gitgide daha popüler hale gelmesi sonucunda, bir zamanlar küçük ve sakin olan bu mahalle artık bir cazibe merkezine dönüştü. Ancak İzmir’in en şirin ilçelerinden biri olan Urla, hâlen kendine has huzurlu ve sakin atmosferini korumak için savaşıyor. Yaz sezonunda iğne atsan yere düşmeyecek kalabalıklara ev sahipliği yapsa da Çeşme’ye kıyasla daha sessiz ve dingin bir atmosfer arayanlar için bir kaçış rotası oluşturuyor.

Bir gün mutlaka Urla’yı görmeniz için öyle çok sebep var ki! Tertemiz denizi, birbirinden vizyoner köyleri, sanatla dolup taşan sokakları, nefis lezzetleri, antik çağlara kadar uzanan tarihi, telaşsız atmosferi… Say say bitmez. Peki, yolunuz Urla’ya düştüğünde hangi durakları mutlaka ziyaret etmelisiniz? Sizin için hazırladığımız Urla gezi rehberine göz atarak kendinize dört dörtlük bir rota çizebilirsiniz.

1. Urla Sanat Sokağı

Urla Sanat Sokağı

Urla Sanat Sokağı, İzmir’in Urla ilçesinin turistik anlamda en popüler duraklarından biri. Ancak bu sokağın yalnızca Urla’yı ziyarete gelen kişiler tarafından ziyaret edildiğini düşünmeyin. İlçenin yerlisinden yabancısına herkesin yolu sık...

Eski ismi Zafer Caddesi olan ve navigasyon haritalarında hâlen bu isimle karşımıza çıkabilen Urla Sanat Sokağı, ilçenin en turistik duraklarından biri. Ancak bu sokak yalnızca ilçenin yabancıları tarafından değil, yerel halkın da dahil olduğu çok geniş bir kitle tarafından epey seviliyor. Merkezdeki meydana yaklaşık 50 metre mesafede olan bu sokak, eskiden Çeşme ve İzmir’i birbirine bağlayan işlek bir caddeymiş. Ancak 2010’lu yıllarda sanatçıların burada peş peşe atölye ve dükkan açmaları, sokağın da işlevini değiştirmiş ve zenginleştirmiş. Ardından ismi de değişmiş ve herkes burayı Sanat Sokağı ismiyle anmaya başlamış.

Urla Sanat Sokağı’na adım attığınız anda tarihi dokunuşlarla süslü keyifli bir atmosfer sarıp sarmalayacak sizi. Çünkü bu sokak, ağırlıklı olarak 1800’lü yıllardan kalan ve restore edilerek yeni işlevler kazanan tarihi yapılara ev sahipliği yapıyor. Sokağı adımladıkça karşınıza birbirinden renkli kafeler, sanat atölyeleri, hediyelik eşya tezgahları, antikacılar ve dükkanlar çıkıyor. Bir yandan kulağınıza hafif bir müzik çalınıyor, eğer şanslıysanız karşınıza sokakta keyifle dans eden kişiler bile çıkabiliyor. Kısacası, Urla Sanat Sokağı’nın kendine has bir ruhu var. Yolunuz Urla’ya düşerse siz de bu atmosferi yakından görme fırsatını kaçırmayın.

2. Necati Cumalı Anı ve Kültür Evi

Necati Cumalı Anı ve Kültür Evi

Yaşar Kemal’in “Yaşlanmaz Şair Çocuk” lakabıyla andığı Necati Cumalı, edebiyatımıza birbirinden değerli eserler kazandırmış usta bir yazar ve şair. Onun çocukluk yılları, babasının İzmir’in Urla ilçesindeki evinde geçmiş. Yetişkinlik yıllarında...

Usta yazar ve şairimiz Necati Cumalı, Urla’da iki katlı bir evde dünyaya gelmiş. Çocukluk yıllarının geçtiği bu evden yetişkinliğinde de ayrılmak istememiş ve eşiyle uzun yıllar burada yaşamış. Hayattayken evi Urla Belediyesi’ne bağışlamaya karar vermiş. Belediye de Cumalı’nın vefatının ardından onun anısını ve eserlerini daha geniş kitlelere tanıtabilmek amacıyla evi restore ederek müzeye dönüştürmüş. Böylece 2001 yılında ziyaretçilerine kapılarını açan Necati Cumalı Anı ve Kültür Evi, haftanın pazartesi haricindeki tüm günlerinde misafirlerini ağırlıyor. Taş binanın giriş katının bir odasında ilçe kütüphanesi bulunuyor. Diğer odalarda ise Necati Cumalı’nın eserleri ve özel eşyaları sergileniyor.

3. Malgaca Pazarı

Malgaca Pazarı

Köklü bir Osmanlı arastası olan Malgaca Pazarı’nın, İzmir’in Urla ilçesindeki en eski ticaret merkezlerinden biri olduğunu söylemek mümkün. Bu çarşı, Urla’nın tarihi geçmişi boyunca ilçenin ekonomisi açısından çok önemli bir...

Sanat Sokağı’nın bir ucundan yaklaşık yirmi dakika yürüyerek ulaşabileceğiniz Malgaca Pazarı, yüzyıllardır ayakta olan bir Osmanlı arastası. Bu çarşı, asırlardan beri Urla’nın ekonomik ve turistik açıdan gelişmesinde çok önemli bir rol oynuyor. Hatta Malgaca Pazarı’nın Urla’nın en önemli ticaret merkezi olduğunu söylemek de mümkün. Çarşıya adım attığınız anda sizi kuyumculardan manavlara, hediyelik eşya dükkanlarından tamircilere, dondurmacılardan katmercilere, aktarlardan kıraathanelere kadar çeşit çeşit dükkan karşılıyor. Dükkanların çoğu nesilden nesile bir miras olarak aktarılmış. Çarşının bakım ve onarım işlemlerini ise Urla Belediyesi üstleniyor. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bazı mesleklerin de hâlen yaşatıldığı bu çarşı, keyifli bir tur ya da alışveriş yapmak için son derece cazip bir adres.

4. Arkas Sanat Urla

Arkas Sanat Urla

Arkas Sanat Merkezi, Lucien Arkas’ın hem sanata hem de koleksiyonculuğa olan ilgisi ve bağlılığı sonucunda oluşturulan Arkas Koleksiyonu’nun bir kısmını, 2020 yılından beri Urla’nın Yenice Mahallesi’nde bulunan Arkas Sanat Urla’da...

Yolu Urla’ya düşen sanatseverlerin uğramadan geçmemesi gereken bir diğer durak da Yenice Mahallesi’nde yer alan Arkas Sanat Urla. Arkas Sanat Merkezi’nin bünyesinde 2020 yılında ziyaretçilerine kapılarını açan bu birim, her salı ve perşembe günleri 11:00 ile 17:00 saatleri arasında gezilebiliyor. Ancak ziyaretçilerin pandemi dönemi boyunca önceden rezervasyon yaptırması isteniyor. Merkezin zemin katında 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Avrupa’nın birbirinden değerli ressam ve heykeltraşlarının verdiği eserler sergileniyor. Üst katta ise 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa hanedanları tarafından kullanılan ve her biri birer sanat eseri niteliği taşıyan miğferler, silahlar ve zırhlar yer alıyor. Sergi turunun son durağı da üst kattaki cam galeri. Burada Roma imparatorlarının mermer büstlerinden oluşan bir seçki bulunuyor.

5. Karantina Adası

Karantina Adası

18. yüzyılda başta Avrupa ve Asya olmak üzere dünyanın birçok noktasında kolera ve veba gibi bulaşıcı hastalıklardan doğan salgınlar baş göstermiş. Bu dönemde tüm şehirler, söz konusu salgınlardan mümkün olabildiğince...

Urla’nın yerel halk tarafından İskele olarak adlandırılan sahil şeridinde vakit geçirirken, denize doğru baktığınızda gözünüze bir ada ilişecek. İşte, bu ada, 1865-1869 yılları arasında salgın hastalıklarla mücadele edebilmek amacıyla faaliyete geçirilen Karantina Adası. Bildiğiniz üzere, 18. yüzyılda başta kolera ve veba olmak üzere bazı bulaşıcı hastalıklar salgın haline gelmiş. Şehirlere giriş çıkışlar kısıtlansa da deniz ticaretinde kullanılan gemilerde çalışan personeller, hastalıkların ülkeden ülkeye yayılmasına vesile oluyormuş. Bunun üzerine Osmanlı döneminde, Karantina Adası’nın gemi personellerinin yaklaşık bir hafta boyunca gözlemleneceği bir tesis haline getirilmesine karar verilmiş. Adada bulunan binaların Fransızlar tarafından inşa edildiği biliniyor. 2020 yılında başlayan koronavirüs pandemisi sebebiyle, Karantina Adası yaklaşık bir asır sonra yeniden eski işlevine dönmüş. Şimdilerde ise adanın müzeye dönüştürülebilmesi için gerekli çalışmalar sürdürülüyor.

6. Klazomenai Örenyeri

Klazomenai Örenyeri

Urla-Çeşme yarımadasının kuzey kıyısında konumlanan Klazomenai Örenyeri, 12 İon kentinden biri. İzmir Körfezi’nin orta kısmına denk gelen bu büyük arazinin doğuda Smyrna’nın yakınına kadar devam ettiği düşünülüyor. Hatta İzmir’in Balçova...

Kalıntılarının bir kısmı Karantina Adası’nda bulunan Klazomenai Örenyeri, on iki İon kentinden biri. Urla-Çeşme yarımadasının kuzey kıyısında yer alan bu antik kentteki ilk kazı çalışmaları bir Yunan arkeolog tarafından 1921-1922 yıllarında başlatılmış. Kültür Bakanlığı ise kendi çalışmalarını 1979-1980 yılları arasında başlatmış. Bu tarihten bu yana kentteki kazı çalışmaları sürüyor. Çalışmalardan elde edilen bulgular, kentin Demir Çağı’nda kurulduğunu ve M.Ö. 4000’li yıllardan beri iskan gördüğünü gösteriyor. Kentin refah düzeyinin en yüksek seviyeye ulaştığı dönem, M.Ö. 6. yüzyılın sonları olmuş. Çünkü bu dönemde hem yerleşim hem de zeytinyağı üretimi gitgide yaygınlaşmış. Günümüzde, Klazomenai Örenyeri’nde bulunan kalıntılar arasında öğütme taşlarından havanlara kadar çok sayıda objeye rastlanıyor. Ayrıca, hem fırınların ve ocakların hem de yuvarlak tek mekanlı evlerin kalıntıları da yakından incelenebiliyor.

7. Liman Tepe

Liman Tepe

Liman Tepe, İzmir’in Urla ilçesinde bulunan Klazomenai Örenyeri’nin sınırları içinde yer alan bir arkeolojik kazı alanı. İskele Mahallesi’nde konumlanıyor ve İzmir Körfezi’nin güney sahilinde kalıyor. Bu alan ilk olarak 1950’li...

Liman Tepe, Klazomenai Örenyeri’nin limanlarından biri ve Urla’nın en eski yerleşimi olduğu düşünülüyor. M.Ö. 3000’li yıllarda Ege’nin en önemli liman kentlerinden biri olmuş olan bu bölgenin Klasik Çağ öncesinden kültür varlıklarını barındırdığı, 1950’li yıllarda Prof. Dr. Ekrem Akurgal tarafından keşfedilmiş. Bunun üzerine 1979 yılında kurtarma amaçlı kazılar yapılmaya başlanmış. Bir dönem çalışmalara yaklaşık on yıllık bir ara verilse de 1992 yılında yeniden harekete geçilmiş. Günümüzde de çalışmalar hız kesmeden sürüyor. Yapılan araştırmalardan elde edilen bulgular, Liman Tepe’nin tarihinin Kalkolitik Çağ’a dek uzandığını ve kentin çok güçlü bir savunma sistemine sahip olduğunu gösteriyor. Karantina Adası’nın tam karşısındaki yarımadanın üzerinde konumlana bu alan, Klasik Çağ’da anakaraya bağlanmış olmasından ötürü Prehistorik Klazomenai olarak da adlandırılıyor.

8. Balıklıova

Balıklıova

Ege’de sakin bir hayat geçirmek için pek çok opsiyon var. Bunlardan bir tanesi de Urla’da yer alan Balıklıova. Bu sevimli kasabanın adı Polikhne’ymiş ve eskiden bir Rum köyü olarak biliniyormuş....

Urla’nın merkezine yaklaşık 30 kilometre mesafede bulunan bir sahil kasabası olan Balıklıova, doğal güzelliklerin içinde huzur dolu anlar geçirmek isteyenlerin mutlaka uğraması gereken bir destinasyon. Çünkü İzmir’in yıllar içinde popüler olmuş Alaçatı ve Seferihisar gibi destinasyonlarının aksine; Balıklıova hâlen sakin atmosferini ve doğal güzelliklerini korumayı başarıyor. Burada yapılaşma büyük oranda yasak. Karşınıza büyük otel kompleksleri ya da beach club’lar çıkmıyor. Lokanta sayısı da çok az ama balığın en lezzetlisini burada yiyeceğinizden hiç şüpheniz olmasın. Ziyaret ettiğiniz salaş işletmelerde karşınıza taptaze mezeler, kabak çiçeği dolması ya da ev yapımı reçeller gibi nefis lezzetler çıkabiliyor. Balıklıova’nın koyları da deniz ve doğa tutkunları için harika keşif rotaları oluşturuyor. Koylar, tekne turlarına katılmak suretiyle bir gün içinde gezilebiliyor.

9. Bademler Köyü

Bademler Köyü

Bademler Köyü, İzmir’in merkezine 35 kilometre, bağlı bulunduğu Urla ilçesine ise yaklaşık 9 kilometre uzaklıkta yer alan çok şirin bir köy. İsmini geçmişte çevresini saran badem ağaçlarından alıyor. Bademler Köyü’nü...

Urla’nın merkezine 9 kilometre mesafede konumlanan Bademler Köyü, ülkemizin kendi tiyatrosuna sahip olan ilk ve tek köyü. Bu köye tiyatro sevgisini 1930’lu yıllarda burada öğretmenlik yapan Mustafa Anarat aşılamış. İlk etapta köy halkından gönüllü olan kişilere müsamereler oynatan Anarat, zaman içinde bir tiyatro kurmayı başarmış. Daha İzmir’de Devlet Tiyatrosu kurulmamışken, Bademler Köyü’nde yılda en az bir ya da iki oyun sahneleniyormuş. 1930’lu yıllardan beri bu durum hiç değişmemiş. Hatta Necati Cumalı’nın aynı adlı romanından uyarlanan ve 1963 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan Susuz Yaz filmi de bu köyde çekilmiş. Filmin figüranları ve yardımcı oyuncuları da Bademler halkı arasından seçilmiş.

Bademler Köyü tertemiz atmosferi ve yemyeşil doğasıyla da dikkat çeken bir köy. 2012 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan yarışmada ülkemizin en temiz köyü unvanını kazanmayı başarmış. Bademler gönüllüleri tarafından yönetilen internet sitesinde; köyde kadın erkek eşitliğinin, birlik beraberliğin, misafirperverliğin ve temizliğin çok önemsendiği belirtiliyor. Köy halkı geçimini ağırlıklı olarak çiçekçilik üzerinden sağlıyor.

10. Barbaros Köyü

Barbaros Köyü

“Vizyoner Köy” lakabıyla da anılan Barbaros Köyü, İzmir’in Urla ilçesine bağlı. Esasen 2014 yılında mahalle statüsüne geçiş yapmış. Ancak halk arasında ismi hâlen Barbaros Köyü olarak anılıyor. Urla’nın merkezine yaklaşık...

Urla’nın; vizyonuyla, felsefesiyle ve kültürüyle ziyaretçileri kendine hayran bırakan bir diğer köyü de Barbaros. Aslında 2014 yılından beri mahalle statüsüne sahip ama halk arasında hâlen Barbaros Köyü ismiyle anılıyor. Urla’nın merkezine yaklaşık 22 kilometre mesafede bulunan bu köy, sürdürülebilir kalkınma ilkesini benimsemiş. Ancak bu ilke doğrultusunda hareket ederken bölgenin doğal dokusunu korumayı son derece önemsiyorlar. Köyde her yıl Oyuk Festivali düzenleniyor ve köy halkının hazırladığı rengarenk korkuluklar sokaklarda sergileniyor.

Barbaros Köyü’nün Emek Kültür ve Sanat Evi de var. Köyün eski ilkokul binasının restore edilmesi sonucunda hizmete açılan bu ev, içinde sergi salonu ve atölye de barındırıyor. Köyde gezerken bazı evlerin kapısında “Çat Kapı Evleri” ibaresini görmek de sizi şaşırtmasın. Sürdürülebilir kalkınma amacıyla başlatılan bu etkinlik kapsamında, bu ibareyi gördüğünüz evlerin sofrasına cüzi bir ücret karşılığında konuk olabiliyorsunuz. O gün evde ne piştiyse ev sakinleriyle birlikte yiyebiliyor, yöreye özgü en meşhur lezzetleri tadabiliyorsunuz.

Ege Ertan Yazar
13.06.2022
Yorumlar
Nerdenerede
NerdeneredeYönetici
13.04.2024 - 15:24
Urla, İzmir'in güzel ilçelerinden biri olarak pek çok tarihi ve doğal güzelliklere ev sahipliği yapar. İşte Urla'da gezilecek bazı yerler:

Urla Sanat Sokağı: Urla'nın merkezinde bulunan bu sokak, sanat galerileri, atölyeler ve el işi dükkanlarıyla dolu. Renkli bir kültür atmosferi sunar.

Klazomenai Antik Kenti: İonia döneminden kalma bu antik kent, Urla'nın tarihini gözler önüne serer. Eski zeytinyağı üretim tesisleri ile ünlüdür.

Malgaca Pazarı: Yerel ürünlerin ve organik gıdaların satıldığı bu çarşı, özellikle hafta sonları ziyaretçilere kapılarını açar.

Urla Bağ Yolu: Şarap severler için mükemmel bir rota olan bağ yolu, Urla'nın ünlü şarap evlerinden geçer. Şarap tadımı yapabilir ve üzüm bağlarını keşfedebilirsiniz.

Sığacık: Urla'ya oldukça yakın olan bu şirin kasaba, tarihi kale içi, marinası ve pazar yeri ile ünlüdür. Denize sıfır restoranlarda Ege yemeklerinin tadını çıkarabilirsiniz.

Demircili Koyu: Deniz, kum ve güneşin tadını çıkarmak için harika bir yer. Temiz suyu ve doğal güzellikleri ile dikkat çeker.

Necati Cumalı Müze Evi: Ünlü yazar Necati Cumalı'nın evi, şimdi bir müze olarak hizmet vermektedir ve yazarın yaşamı ve eserleri hakkında bilgi sunar.

Urla, hem tarihî hem de doğal güzellikleriyle ziyaretçilere çok çeşitli deneyimler sunar.
İlgili İçerikler

Bugünkü destan niteliğindeki gezi rehberimizin odağında, ülkemizin üçüncü büyük ili ve “Ege’nin incisi” İzmir var! Doğal güzellikleriyle, bin yıllara yayılan...

Evlilik keyifli olduğu kadar bir o kadar da yorucu bir süreç. Zorlu geçen bu süreci atlatıp eşinizle geçireceğiniz romantik bir...

Ülkemizin açık ara en popüler ve ünlü tatil merkezlerinden biri olan Çeşme, farklı bütçe aralıklarına ve tatil beklentilerine hitap eden...

Gündelik hayatın gitgide daha hızlı akan temposu ve hareketliliği içinde sükûnete ve huzura belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç...

Çeşme, özellikle de Alaçatı son yılların en popüler tatil destinasyonlarından biri haline geldi. Denize, kuma ve güneşe doymak isteyen tatilciler...

Pek çoğumuz tüm seneyi tatil hayaliyle geçiriyoruz. Bir de Corona virüs salgınıyla birlikte tatil kavramını iyice özler olduk. Şehir hayatının...

Bir sonraki tatilinizde klasik otel konseptinin dışına çıkmak ve unutulmaz bir doğa kaçamağı yapmak mı istiyorsunuz? O halde sizi doğruca,...

Evlilik hazırlıklarıyla geçen süreç, hayatınızın en yoğun ve koşuşturmacalı geçen dönemlerinden biri olabilir. Her şey tamamen yolunda gitse bile ara...

Tatil yapmak istediğimizde ülkemizin her bir köşesinin ayrı bir cennet olduğunu görebiliyoruz. Doğudan batıya her bir bölgede mükemmel bir tabiat...

Sanıyorum herkesin bir emeklilik hayali vardır. Stresli ve yoğun geçen çalışma hayatından sonra sakin ve huzurlu bir hayat sürdürmek her...

İzmir’in en güzel ilçelerinden biri olarak görülen Çeşme, uzun yıllardan beri ülkemizin yaz turizmini domine eden tatil merkezleri arasında ilk...

“Ege’nin İncisi” unvanıyla da anılan İzmir, yaz sezonunda dolup taşan birçok farklı tatil merkezine ev sahipliği yapıyor. Çeşme’den Seferihisar’a, Urla’dan...

Tüm kötülükleri geride bırakıp yeni umutlar ile başlayacağımız 2022 yılına yalnızca sayılı günler kaldı ve dünyanın her yerinde yeni yıl...

Her biri popülerlik açısından birbiriyle yarışan ve birer yeryüzü cennetini andıran tatil bölgeleriyle dolup taşan Ege Bölgesi, bu sayede her...

Benzer İçerikler

Kentin boğucu atmosferinden uzaklaşmak, doğayla baş başa kalmak ve biraz kafa dinlemek için keyifli bir kamp tatiline çıkmaya ne dersiniz?...

Dünyanın en büyüleyici, ilginç ve sıra dışı kentlerinden biri olan İstanbul, bildiğiniz üzere Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlıyor. Kentin...

Coğrafi konumu ve ev sahipliği yaptığı değerler bakımından yalnızca ülkemizin değil, dünyanın da en önemli şehirlerinden biri olarak görülen İstanbul;...

Daha Haziran ayının başından belli olduğu üzere yine çok sıcak bir yaz bizleri bekliyor. Bunaltıcı sıcaklar özellikle bolca bina ile...

İstanbul’da yaşamanın avantajları olduğu kadar, dezavantajları da var. Şehrin kalabalığı, gürültüsü ve keşmekeşi bazen gerçekten çok bunaltıcı noktalara gelebiliyor. Hele...